Neden Herkes Dijitalleşmeye Çalışıyor?
Dijitalleşme artık yalnızca bilişimcilerin, mühendislerin ya da teknoloji uzmanlarının konusu değil. Akademiden iş dünyasına, eğitimden topluma kadar herkesin aynı masada buluşmasını gerektiren bu dönüşüm, disiplinlerin sınırlarını nasıl yeniden çiziyor?
Hatice Ferhan Odabaşı
Tutucu ve katı bir eğitim paradigması bizlere alanımız dışında araştırma yapma izni vermez. Türk dili eğitimi almışsanız sadece o alanın içeriğini ve yöntemlerini konuşabilir, araştırabilirsiniz. Tıp eğitimi aldıysanız keza aynı şekilde. Oysa insanın doğasında öğrenmelerini birbirine bağlamak, öğrendiklerini çeşitlendirmek vardır. Sonunda fıtrat kazanır ve alanlar birbirlerini bulurlar. Kötü mü olur? Asla! Zamanla uzmanlık diploması olmasa da yaşamışlığı olanlar da bilgi üretimine katılır ve bilgi daha da zenginleşir. Çünkü bu topraklarda istişare, bir alan olarak yaşamasa da bir değer olarak her zaman vardır.
Yazının başlığındaki soru, “Neden herkes dijitalleşmeye çalışıyor?”, akademik yaşantımın son yıllarında genç meslektaşlarımdan sıkça duyduğum bir serzeniştir. Alanına sahip çıkmak isteyen her genç akademisyen gibi, kendilerine ait bir disiplini koruma içgüdüsü bazen gerçekleri ve gidişatı görme potansiyelimizin önüne geçer. Ben de her birine akademik yolculuğumun başında yaşadığım sert bir alan engelinin hikâyesini anlatır ve onlardan bir çeşit akademik helallik alırım. Bu yazı, bir yorum olmakla birlikte, aynı zamanda akademik bir yolculuğa tutulan bilimsel bir aynadır.
Disiplinden Disiplinler Arasına
Disiplin; kendine has eğitim altyapısı, yöntemleri ve içeriği olan; herhangi bir alanda yeni bilgi üretebileceğini ve söz konusu alanda daha ileri düzeyde bilgiler geliştirilebileceğini kanıtlamış araştırma alanlarına verilen addır. Örneğin matematik bir disiplin alanıdır; kendine has eğitimi ve yöntemleri olup bilgi üretme potansiyelini kanıtlamıştır. Bu yaklaşıma göre temel alanlar farklı kaynaklarda aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır:
Beşerî Alanlar: Sanat, Anadil, Yabancı Diller, Müzik, Felsefe...
Fen Bilimleri: Biyoloji, Kimya, Matematik, Fizik, Astronomi...
Toplum Bilimleri: Antropoloji, Psikoloji, Sosyoloji, Ekonomi, Siyaset Bilimi, Coğrafya, Tarih...
Disiplinler arası deyimi ise iki veya daha fazla akademik disiplinin ya da inceleme alanının birleştirilmesi veya kapsanmasıdır. Dolayısıyla disiplinler arasılık, geleneksel akademik disiplinlere göre yapılandırılmış bir bilgi düzenlemesinin kullanımını varsayar. Kavramsal olarak disiplinler arasılık, iki veya daha fazla disiplini birleştirmek ve kapsamak anlamına gelir.
Miller (2009), farklı bir bakış açısıyla, 20. yüzyılın başında oluşmuş öğretim ve araştırma birimlerini temel alanlar olarak tanımlamakta; sonradan ortaya çıkanları ise disiplinler arası olarak kabul etmektedir. Bazı görüşlerde ise disiplinler arasılık, modernitenin tekilci odağının sona ermesiyle ilişkilendirilmektedir.
1960’lı yıllarda kurulan Gelecek Enstitüsü (Institute for the Future), 2020 yılında hazırladığı Geleceğin Çalışma Becerileri raporunda disiplinler arası yaklaşımla geliştirilecek becerilere giderek daha fazla ihtiyaç duyulacağını önemle vurgulamaktadır. Raporda, geleceğin çalışanlarının birden fazla alanda derinlemesine bilgi sahibi olmalarının yanı sıra, birden fazla disiplinin dilini konuşabilen bireyler olmaları gereği de ön plana çıkarılmıştır.
Disiplinler arası çalışmaların amacı, birleştirilen disiplinler arasında köprü kurmaktır. Bu nedenle katı ve alan bağımlı yaklaşımlar, disiplinler arası araştırmaların önünde engel oluşturmuştur. Böylesi bir görüşle hareket edersek disiplinlerin gelişimine ket vurmuş oluruz. Dolayısıyla tüm bu gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda, disiplinleri değişime açık ve toplumsal yeniliklere uyum sağlayabilen bir yapıda tutmakta fayda vardır.
Ülkemizdeki yükseköğretim geleneğinde lisansüstü eğitim paradigması uzun yıllar boyunca lisans eğitiminin bir uzantısı olarak görülmüş ve konu alanları sıkı sınırlarla çevrelenmiştir. Disiplinler arası yaklaşımı zorlayan gelişmeler ilk adımlarını lisansüstü eğitimde atmıştır. Öte yandan Türkiye’de eğitimde geniş anlamda disiplinler arası yaklaşımın STEM eğitimiyle başladığı söylenebilir. STEM eğitimi, disiplinler arası entegrasyon biçimini kullanan bir eğitim anlayışıdır.
Disiplinden Dijitalleşmeye Giden Yol
Bilgisayarların hayatımıza girmesiyle birlikte bilgisayar eğitimi ve disiplinler arası yaklaşım; bilişim teknolojilerini mühendislik, sosyal bilimler, tıp ve eğitim gibi farklı alanlarla harmanlayan bir yapı olarak çalışma alanlarını dönüştürmüştür. Dolayısıyla bilgisayarların gelişimiyle ortaya çıkan ve bu yazının konusunu oluşturan dijitalleşme çalışmaları, doğası gereği disiplinler arasıdır.
Teknoloji tek başına bir amaç değil; insan, iş süreçleri ve toplum için bir araçtır. Bu süreç; mühendislik, sosyal bilimler, işletme ve tasarım gibi birçok farklı alanı bir araya getirir. Dijitalleşme gibi yalnızca teknolojiyle açıklanamayacak, toplumsal değişimleri de beraberinde getiren bir alanda farklı disiplinlerden yararlanmak kaçınılmazdır.
Dijitalleşme çalışmalarının artmasındaki bir diğer neden ise dijitalleşmenin bir disiplin olarak değil, bir süreç, strateji ve yöntem olarak işlev görmesidir. Bu yönüyle dijitalleşme, disiplinler arası çalışmaları mümkün kılan en önemli araçlardan biridir. Bu durumu farklı disiplinlerdeki uygulamalarda açıkça görmekteyiz.
Bugünün dünyasında dijitalleşme; farklı bilgileri, görüşleri ve grupları bir araya getirmekte kullanılan bir yöntem olarak da tanımlanabilir. Artık eğitimde o meşhur “silo dönemi” kapanmış; ortak çalışmalar, yeni dönemin ihtiyaç duyduğu çeviklik paradigmasının önemli bir aracı hâline gelmiştir.
Dijitalleşmeden Disiplinler Üstü Yaklaşıma
Ülkemizde dijitalleşmenin ortaya çıkardığı gelişmeler göz önüne alındığında, yalnızca belirli disiplinlerden akademisyenlerin katkısı yeterli olmayabilir. Dijitalleşme; bu süreçten etkilenenleri, onu tehdit ya da fırsat olarak görenleri, konu üzerine yoğun çalışmalar yürütenleri, kısacası tüm paydaşları kapsayan disiplinler üstü bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
Bilindiği gibi disiplinler üstü çalışmalar, karmaşık bir konuyu bilim dallarının sınırlarıyla sınırlı tutmadan, bütüncül bir yaklaşımla ele almayı ifade eder. Geleneksel akademik bilgi üretim biçimleri karmaşık gerçek hayat sorunlarını açıklamakta yetersiz kaldığında ve akademisyenler dışındaki paydaşlar da sürece dâhil edildiğinde, dijitalleşme çalışmaları disiplinler üstü bir aşamaya geçmektedir.
Bireylerin meslek hayatlarında farklı disiplinlerden uzmanlarla birlikte çalışabilmesi için yalnızca üniversitelerde değil, eğitimin her kademesinde disiplinler arası ve disiplinler üstü anlayışların yer alması günümüzün bir gerekliliğidir. Özellikle disiplinler üstü yaklaşım eğitim sisteminin odağına yerleştirilmeli; öğrencilere yaşadıkları bölgenin koşullarını dikkate alarak toplumsal sorunları tespit etme ve çözüm üretme fırsatı sunulmalıdır. Farklı disiplinleri bir bütünün parçaları olarak gören bir anlayışla sorunlara bütüncül yaklaşma becerisi kazandırılmalıdır (İnci ve Kaya, 2022).
Dijitalleşme döneminin sorunları, tüm disiplinleri ve paydaşları birlikte çalışmaya yönlendiren, bütüncül bir bakış açısı gerektiren dinamik örüntüler içermektedir. Gerek çalışmaların verimliliği gerekse sorunların çözüm odaklı olması açısından, bu konuların toplumla birlikte ve farklı alan uzmanlarının iş birliğiyle ele alınmasında fayda vardır. Bu yazının başında sorulan sorunun cevabı da aslında oldukça nettir: “Çünkü herkes ve her alan, bu dönemin disiplinler üstü yapısından payını alacaktır.”