Bilim İnsanları ABD’den Dönüyor: Çinli Akademisyenlerin Geriye Göçü Hızlanıyor
Çinli bilim insanlarının ABD’den Çin’e dönüşü son yıllarda belirgin biçimde hızlanırken, bu hareketin özellikle üst düzey ve yüksek etkili araştırmacılar arasında yoğunlaştığı görülüyor. Stanford’un 2026 yılında yayımlanan araştırmasına göre, Çin’e geri dönen bilim insanlarının sayısı 2004’te yalnızca 31 iken, 2022’de 1.409’a yükseldi. 2026’nın ilk aylarında da aralarında ABD’nin prestijli üniversitelerinde görev yapan çok sayıda üst düzey bilim insanının bulunduğu bir grubun Çin’deki üniversite ve araştırma kurumlarına geçtiği belirtiliyor.
Bu hareketin arkasında hem ABD’deki itici faktörler hem de Çin’deki daha güçlü araştırma olanakları bulunuyor. ABD’de Çin’e yönelik artan güvenlik soruşturmaları, federal araştırma fonlarına ilişkin belirsizlikler ve Çin kökenli akademisyenlerin karşılaştığı ayrımcılık ve “bambu tavan” (bamboo ceiling) olarak tanımlanan kariyer engelleri, araştırmacıların ABD’de kalma kararını zorlaştırıyor. Özellikle Trump yönetiminin ikinci dönemindeki bilim politikalarının bu göçü hızlandırdığı belirtiliyor.
Buna karşılık Çin, daha büyük araştırma bütçeleri, uzun vadeli devlet desteği ve hızla gelişen teknoloji sektörleriyle bilim insanları için giderek daha cazip bir seçenek hâline geliyor. Yapay zekâ, elektrikli araçlar, yeni enerji, robotik, ileri üretim ve biyoteknoloji gibi alanlarda Çin’in artık küresel ölçekte öncü konuma yaklaşması, daha önce ABD’ye gitmeyi tercih eden araştırmacılara ülkelerinde de ileri düzey çalışmalar yapabilecekleri bir ortam sunuyor. Çinli teknoloji şirketlerinin sunduğu ücretler de geçmişe kıyasla ABD’deki rakiplerine daha fazla yaklaşmış durumda.
Ancak bu dönüşün ABD açısından asıl tehlikesinin yalnızca mevcut bilim insanlarının kaybedilmesi olmadığı vurgulanıyor. Uzmanlara göre daha büyük sorun, gelecekteki bilim insanı sayısının azalması olabilir: Çinli öğrencilerin ABD’ye doktora için gelmemesi, doktora sonrası araştırmacıların azalması ve akademik araştırmaların finansmanındaki belirsizlikler, ABD’nin yetenek havuzunu yenileme kapasitesini zayıflatabilir. Buna karşılık Çin’e dönen araştırmacılar da akademik bürokrasi, siyasi kısıtlamalar ve uluslararası iş birliklerinin azalması gibi sorunlarla karşılaşabiliyor. Dolayısıyla gelişme, ABD’nin bilimsel yetenek çekme gücündeki gerileme ile Çin’in küresel bilim merkezi olma iddiasının aynı anda güçlenmesi olarak değerlendiriliyor.