450 Yıllık Dünya Haritası Yeniden Çiziliyor: Üniversitelere Düşen Görev Ne?
4 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, başta Togo olmak üzere Afrika Birliği ülkeleri ve Bahamalar’ın öncülüğünde hazırlanan “Haritayı Düzelt” (Correct the Map) kararını 164 kabul, 1 ret ve 6 çekimser oyla kabul etti. Karar, küresel kurumların çarpık bir dünya algısı oluşturan 450 yıllık Mercator projeksiyonunu bırakıp kara parçalarını gerçek büyüklüklerine daha yakın gösteren Eşit Dünya (Equal Earth) projeksiyonuna geçmesini öngörüyor. Karara karşı çıkan tek ülke olan ABD, kararı ideolojik bir gündem olarak nitelendirdi. 1569’da Avrupalı denizcilerin rota bulmasına yardımcı olmak amacıyla çizilen Mercator haritası, kutuplara yakın bölgeleri olduğundan büyük, ekvatora yakın bölgeleri ise olduğundan küçük gösteriyor. Örneğin bu haritada Grönland, Afrika kadar büyük görünse de Afrika aslında yaklaşık 14 kat daha büyük.
15 yıllık uluslararası denklik ve öğrenci hareketliliği uzmanı Navin Vasudev, bu kararın yalnızca coğrafya bölümlerini değil, tüm üniversiteleri ilgilendirdiğini savunuyor. Vasudev’e göre haritanın bir afiş olmaktan çıkıp bilgiye dönüştüğü yer üniversitelerdir. Ders kitapları, sunumlar ve yazılımlar aracılığıyla bu çarpık dünya görüşü nesilden nesile aktarılıyor. Güney Afrika’da 2015-2016 yıllarındaki #RhodesMustFall (Rhodes düşmeli) ve #FeesMustFall (Üniversite ücretleri azalmalı) eylemleriyle başlayan, üniversitelerdeki dekolonizasyon çağrıları ise on yılın sonunda büyük ölçüde birtakım beyanlar, komisyonlar ve binalara verilen yeni isimlerle sınırlı kaldı. Vasudev, somut ve ölçülebilir bir veri olan haritanın, bu süreci yeniden canlandırabileceğini düşünüyor. İki projeksiyonun yan yana gösterilmesi, öğrencileri ders okuma listelerinin neden Kuzey ülkelerinin kaynaklarına dayandığını ya da Lusaka’dan alınan bir diplomanın neden Londra’dan alınan bir diploma kadar kolay kabul görmediğini sorgulamaya yöneltebilir. Bununla birlikte Vasudev, harita değişikliğinin tek başına okuma listelerini, akademik sıralamaları ya da araştırma fonlarının dağılımını değiştirmeyeceği konusunda uyarıyor. Üniversitelerin duvardaki haritayı değiştirip “dekolonizasyon kutucuğuna tik atmak”la yetinme riskine dikkat çeken Vasudev’e göre asıl değişim, ders izlencelerinin yeniden yazılmasıyla gerçekleşecek.