Batı Ülkeleri Uluslararası Öğrencileri Kısıtlarken Doğu Asya Kapılarını Açıyor
ABD, Birleşik Krallık, Kanada ve Avustralya’dan oluşan “Büyük Dörtlü” Anglofon ülkelerin uluslararası öğrenci kabulüne getirdiği kısıtlamalara karşılık, bu ülkelerin başlıca öğrenci kaynağı olan Doğu Asya kendi alım hedeflerini hızla büyütüyor. Güney Kore 300 bin uluslararası öğrenci hedefine iki yıl, Japonya 400 bin hedefine sekiz yıl daha erken ulaşırken Hong Kong uluslararası öğrenci üst sınırını %50’ye çıkardı. Çin ise 2021-2024 arasında yükseköğretime 395 milyar sterlin aktardı. Bu atağın ardında yükselen akademik kalite, Batı’ya kıyasla düşük maliyetler, devlet bursları ve yaşlanan nüfusun doğurduğu iş gücü açığı yatıyor. Asıl soru ise, yerel altyapı ve mezun istihdamındaki rekabet baskısı nedeniyle bu ülkelerde de Batı’dakine benzer bir kamuoyu tepkisinin doğup doğmayacağı.
Öte yandan bu ülkeler alım hedeflerini tutturmuş olsalar bile çektikleri yetenekleri ülkede tutmakta zorlanıyor. Yerel dilde yüksek yeterlilik şartı, katı mezuniyet sonrası vize kuralları (Çin’de lisans mezunlarının ülkede kalabilmesi için yurt dışında iki yıllık iş deneyimi aranıyor) ve çok kültürlülüğün toplumsal düzeyde henüz kök salmamış olması, yabancı mezunların bu ülkelerde uzun vadeli bir kariyer ve yaşam kurmasını güçleştiriyor. Uzmanlara göre çoğu Asya ülkesi büyük ölçekli yabancı istihdamını destekleyecek altyapıdan yoksun. Yonsei Üniversitesinden Prof. Theodore Jun Yoo’ya göre bu içe kapanıklığın faturasını en çok beyaz olmayan göçmenler ödüyor. Küresel Güney’den gelenlere yönelik köklü bir ön yargı bulunması nedeniyle beyaz yabancıların bu ülkelere entegrasyonu daha kolay olabiliyor, ancak beyaz olmayan yabancılar için durum aynı değil. Bu nedenle başarının ölçütü yalnızca öğrenci çekmek değil, çekilen yeteneklerin orada kalıcı bir hayat kurmasını mümkün kılmak olacak.