“Türkiye’nin Düşünce Ekranı” Enstitü Dijital Kamuoyuna Tanıtıldı
Enstitü Sosyal, sosyal bilimler alanında nitelikli, disiplinler arası ve derinlikli içerikleri, yetkin isimlerin aracılığıyla erişilebilir ve sistematik bir yapıda sunmayı amaçlayan yeni bir dijital eğitim platformunu hayata geçirdi. Türkiye’de düşünce üretimini güçlendiren, akademik bilgiyi herkes için erişilebilir kılan, sürdürülebilir bir dijital akademi oluşturmayı hedefleyen Enstitü Dijital’in Tanıtım Programı 25 Mart Çarşamba günü İstanbul Resim ve Heykel Müzesinde gerçekleştirildi. Programda, “Türkiye’nin Düşünce Ekranı” mottosuyla tasarlanan Enstitü Dijital’in vizyonu, eğitim yaklaşımı ve içeriği aktarıldı.
Enstitü Sosyalin düşünsel birikimi, araştırma deneyimi ve akademik ağının somut bir çıktısı niteliğinde olan Enstitü Dijital, Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen üniversitelerinden akademisyenleri, alan uzmanlarını ve profesyonelleri bir araya getiriyor. Sosyal bilimler alanında özgün içerikler ve özel yapılandırılmış ders programlarıyla öne çıkıyor. Tarihten sosyolojiye, felsefeden ekonomiye uzanan zengin içerik yelpazesi ve sertifika programlarıyla akademik bilgiyi geniş kitlelere taşıyor. Güncel tartışmaları, tarihsel derinliği ve disiplinler arası perspektifi tek bir dijital çatı altında buluşturuyor.
Sistem altyapısı olarak bir LMS (Learning Management System), yani öğrenme yönetim sisteminin kullanıldığı platformda katılımcılar öğrenme süreçlerini anlık olarak takip edebiliyor; hangi dersleri tamamladıklarını, ne kadar ilerlediklerini görebiliyorlar. Her program tamamlandığında başarı belgelendiriliyor ve katılımcı bir sonraki sertifika programına hak kazanıyor. Platformdan elde edilen abonelik gelirleri, Enstitü Sosyalin lisans ve lisansüstü öğrencilerine yönelik burs ve eğitim destek programlarına aktarılacak.
Kamu ve özel sektör yöneticilerinden akademisyenlere, genç profesyonellerden eğitimcilere ve aile bireylerinden öğrencilere kadar geniş bir kitleye hitap eden platform, aynı zamanda kurumların stratejik karar süreçlerine entelektüel derinlik kazandırmayı da amaçlıyor.
Programda platformun tanıtımının ardından dünyaca ünlü Arp Sanatçısı Şirin Pancaroğlu’ndan “Köklerden Etkilere” adlı Türk Arpı dinletisi yer aldı. Dinleti sonrasında Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan ve Nun Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak açılış konuşmalarını yaptı. Armağan, Enstitü Dijital’in çıkış noktasının “Ekran süremizi nasıl daha anlamlı hâle getirebiliriz?” sorusundan ileri geldiğini belirtti. Armağan, sosyal bilimlerde üretilen bilginin çoğu zaman ya akademi içinde kaldığını ya da dijital dünyada bilgi yığınlarının arasında kaybolduğunu ifade etti ve Enstitü Dijital’in bu boşluğu doldurma amacıyla hayata geçirildiğini vurguladı. Armağan, platformun kuruluş amacını “Bu platformda amacımız; hızlı tüketilen içeriklerin ötesine geçen, izleyeni sadece bilgilendirmeyen, aynı zamanda düşündüren, farklı disiplinleri bir araya getiren ve akademik birikimi daha geniş kitlelerle buluşturan bir içerik ekosistemi kurmak.” olarak ifade etti. Esra Albayrak ise Avrupa merkezli sosyal bilim geleneğinin getirdiği modern/premodern, uygar/ilkel, gelişmiş/geri kalmış gibi hiyerarşilerin akademik disiplinlerde sıkışmışlık yarattığını vurgulayarak bir eğitim platformu olarak Enstitü Dijital’in odağında “Kimin için bilgi üretiyoruz? Ne için bilgi üretiyoruz?” sorularının olduğunu belirtti. Albayrak, “Toplumsal kurumlar ve akademik disiplinler, her toplumun kendi ontolojik kabulleri ve özgün problemleri üzerine inşa edilir. Batı’nın kurumlarını ve yöntemlerini ödünç alırken yaşadığımız “sıkışma” hâli, aslında bizim ölçümüze göre dikilmemiş bir elbiseyi üzerimize tam oturtma çabamızdan kaynaklanıyor. Enstitü Dijital olarak, bu sıkışma hâlini aşmanın yolunun kendi toplumsal sorularımızı sorma cesareti göstermek olduğuna inanıyoruz.” diyerek platformun “toplumsal hayatımızı güçlendirmesi, ülkemizin müşterek zeminini beslemesi, ortak sorunlara içeriden birlikte çözüm üretme kabiliyetimize katkı sağlaması”nı umduğunu ifade etti.
Açılış konuşmalarının ardından program, sosyal bilimlerde dijitalleşmenin geleceğinin değerlendirildiği ve bu bağlamda Enstitü Dijital gibi özgün dijital platformların sosyal bilimler açısından önemini ele alan bir panel ile devam etti. Moderatörlüğünü Dr. F. Baha Aydın’ın üstlendiği “Dijital Dünya Sosyal Bilimlerin Gelişimini Nasıl Etkileyecek?” başlıklı panelde Prof. Dr. Halil Berktay ve Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu yer aldı. Panelde dijitalleşme sürecinde sosyal bilimlerin bilgi üretim biçimlerinin nasıl değiştiği, büyük veri ve algoritmaların etkisiyle değişen araştırma pratikleri ile ortaya çıkan etik sorunlar, akademik bilginin demokratikleşmesi ve özgünlük tartışmaları ve dijital platformların sosyal bilim eğitimine etkileri ele alındı.
Halil Berktay, yapay zekâ araçlarının kullanımı ile birlikte “hem muazzam bir ilerleme potansiyeliyle hem de henüz tam olarak öngörülemeyen risk ve tehlikelerle karşı karşıya” olduğumuzu ifade ederek, “Özellikle üniversite öğrencileri arasında, bazı ülkelerde belirginleşen bir tembellik eğilimi gözlemleniyor. Zira bireysel çaba gerektiren zihinsel üretim süreçleri giderek yapay zekâya devrediliyor. Bununla birlikte, söz konusu teknolojinin sunduğu imkânlar göz ardı edilemez. Ancak tam da bu noktada, insan yaratıcılığının geleceğinin ne yönde evrileceği sorusu temel bir problem olarak önümüzde duruyor.” dedi.
Nilüfer Pembecioğlu ise dijitalleşme ile dönüşen bilgi rejimini “iki tür maruziyet” üzerinden ele aldı. “Birincisi, bilinçli olarak yöneldiğimiz bilgi; ikincisi ise sürekli üzerimize boca edilen ve ‘bilgi’ adı verilen içerikler. Asıl sorun, bu ikinci türü değerlendirecek zamanın ve zihinsel derinliğin giderek daralmasıdır. Artık çoğu zaman metinlerle sahici bir temas kurmak yerine, yalnızca yüzeysel bir göz gezdirmeyle yetiniyoruz. Bu noktada temel soru şudur: Gerçekten bilgiyi alıp kendimize katıyor muyuz? Bize sunulanlar içinde ‘bilgi’ olan nedir? Çünkü bilgi, çaba gerektirir; emek verilmeden içselleştirilemez.” diyen Pembecioğlu, Enstitü Dijital gibi platformların önerdiği şekli ile dijitalleşmenin “bireyi pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp ona kendi gündemini belirleme ve bilgi üzerinde seçim yapma hakkı verdiğini” ifade etti.