Türkiye’nin İlk Kapsamlı Çocuk Dili Dijital Platformu Kamuoyuna Sunuldu
Enstitü Sosyal, Kasım 2024’ten bu yana yürütülen İlkokul Çocuklarının Söz Varlığı Projesi’nin çıktısı olan “İlkokul Çocuklarının Söz Varlığı Dijital Platformu”nu 20 Nisan 2026 tarihinde kamuoyuna tanıttı. Programda, projenin tüm çıktılarını içeren platformun, araştırmacılar, eğitimciler, yayıncılar ve çocuk içeriği geliştiricileri başta olmak üzere tüm ilgili kullanıcıların erişimine açıldığı duyuruldu.
Dijital Çağın Yeni Kelimeleri: YouTuber, Ekran Görüntüsü, Online
İlkokul Çocuklarının Söz Varlığı Projesi’nde 6-10 yaş aralığındaki çocukların günlük yaşamda, okulda ve dijital dünyada temas ettikleri kelime dünyası sistematik biçimde incelendi. Saha çalışması olarak, Türkiye genelinde 19 ilkokulda yarı yapılandırılmış mülakatlar yürütüldü. Bununla birlikte son 20 yıl içinde yayımlanan çocuk kitapları, MEB ders kitabı ve çocuk dergisi; çizgi filmler, TRT Çocuk ve YouTube içerikleri dâhil olmak üzere 2.107 dijital içerikten elde veriler derlendi. Proje için özel olarak geliştirilen doğal dil işleme (natural language processing, NLP) modelleri aracılığıyla 11 milyon civarında sözcük adayı işlendi. Analiz sonucunda 15.000 kadar tekil sözcük ve deyim tespit edildi ve bunlar 185 kavram alanına ayrılarak çocukların dil ve düşünce dünyasına dair kapsamlı bir sözcük havuzu oluşturdu. Proje, Doç. Dr. Mehmet Gürlek, Öğr. Üyesi Dr. Ümit Atlamaz ve Dr. Özlem Turan tarafından yürütüldü. Ekipte ayrıca Arş. Gör. Yasin Taşdemir, Oğuz Özgür Uğur, Özkan Yavuz ve Feyza Budan yer aldı.
Analizler, sözcüklerin kullanım sıklıklarının belirlenmesini, sözcük türlerinin sınıflandırılmasını ve sözcük çeşitliliğinin ortaya konmasını sağladı. Çocukların sözcük dağarcığında en sık kullanılan sözcükler arasında görmek, zaman ve çıkmak yer alırken, uluslararası sözcükler listesinde elektrik, makine ve internet öne çıktı. Dijital çağın getirdiği YouTuber, ekran görüntüsü ve online gibi yeni sözcüklerin ise çocukların diline yerleştiği tespit edildi. Türk kültürüne özgü sözcükler arasında efe (774), börek (605) ve lahmacun (520) yüksek kullanım sıklığıyla dikkat çekti. Öte yandan ati (4), mahluk (5) ve muallim (8) gibi arkaik sözcükler ise derlemde düşük sıklıkla karşılaşılan ögeler arasında yer aldı.
Söz Varlığı Yetersiz Kaldığında Çocuk Kendini Fiziksel Davranışlar ya da Şiddetle İfade Ediyor
Program, moderatörlüğünü Marmara Üni. Öğr. Gör. Dr. Özlem Turan’ın yürüttüğü “İlkokul Çocuklarının Söz Varlığı: Veriden Yoruma” başlıklı bir panel ve ardından projenin dijital ayağını oluşturan dijital platformun tanıtımıyla devam etti. Panelde, çocukların dil edinim süreçleri ile sosyopsikolojik gelişimleri arasındaki bağlantı, somut istatistikler ve müfredat analizleri ekseninde değerlendirildi.
İstanbul Üni. Öğr. Üyesi Dilbilimci Doç. Dr. Mehmet Gürlek, dilin zenginliğini ve çocukların bilişsel evrenini deşifre etmek için soyut tahminlerin yerini veri temelli metodolojilere bırakması gerektiğini savundu. Ders kitaplarından çocukların özgün dil çıktılarına kadar geniş bir yelpazede dilin mevcut fotoğrafının çekilmesinin hayati önemine değinen Gürlek, söz varlığının salt bir kelime sayımı olarak görülmesine karşı çıktı. Gürlek’e göre söz varlığı, çocuğun içsel dünyasını yönetebildiği ve “üzüntü” ile “hayal kırıklığı” gibi nüanslı duyguları ayırt ederek ifade edebildiği ölçüde işlevsellik kazanıyor. Gürlek, “Söz varlığı yetersiz kaldığında çocuk kendini çoğu zaman fiziksel davranışlar ya da şiddet aracılığıyla ifade etmek durumunda kalıyor. Öte yandan güçlü bir söz varlığı, empatiyi besliyor, sosyal ilişkileri kolaylaştırıyor ve cemiyet hayatına katılımı mümkün kılıyor.” sözleriyle zengin bir dil kapasitesinin empati kanallarını açarak bireyin toplumsal yapıya sağlıklı entegrasyonunu sağladığının altını çizdi.
Boğaziçi Üni. Öğr. Üyesi, Dilbilimci Dr. Ümit Atlamaz, projenin teknik çıktılarını paylaşarak eğitim materyallerindeki leksikal (sözcüksel) çeşitliliğe dair çarpıcı bir tablo çizdi. Mevcut müfredat kitaplarında sözcük çeşitliliğinin %52 bandında sıkıştığını saptayan Atlamaz, buna karşın çocuk edebiyatı eserlerinin çok daha nitelikli ve zengin bir veri sunduğunu şu sözlerle belirtti: “Çocuklar konuşurken çok daha geniş bir sözcük çeşitliliğine başvuruyorlar. Ders kitaplarının yapısı gereği öğretici ve yineleyici bir nitelik taşıması kaçınılmaz; bu da çeşitliliği doğal olarak sınırlıyor. Dolayısıyla ders kitaplarımız ne kadar iyi hazırlanırsa hazırlansın, onları farklı materyallerle beslememiz gerekiyor.” İncelenen tematik dağılımda ise sağlıklı beslenme ve zekâ gibi alanlarda yoğunlaşma gözlemlenirken geri dönüşüm, iş dünyası ve genel kurallar gibi temalarda ciddi boşluklar yaşandığı tespit edildi. Araştırmanın en sarsıcı bulgusu ise, çocukların dil evreninde ve onlara sunulan edebiyatta şiddet izleğinin yaklaşık 20 bin kez tekrarlanması oldu. Silah ve öldürmek gibi kavramların bu denli merkezde yer almasının kapsamlı ve yeni akademik çalışmalara kapı aralaması gerektiğini belirten Atlamaz, eğitim materyallerinin bu veriler ışığında yeniden revize edilmesi çağrısında bulundu.
Tanıtım programı, katılımcıların merak edilen noktaları dile getirdiği interaktif bir soru-cevap oturumu ile sona erdi. Araştırma bulgularının, istatistiksel verilerin ve dil geliştirme materyallerinin kamuoyuna sunulduğu Söz Varlığı Dijital Platformu’na link üzerinden ulaşabilirsiniz.