Fan Shitao ile “Küresel Ekonomik Dönüşüm ve Reform: Çin Deneyimi Üzerinden Bir Değerlendirme”
Enstitü Sosyal, “Dünyadan Yansımalar” söyleşi serisi kapsamında 22 Ocak’ta, Beijing Normal Üniversitesinden Ekonomist Prof. Dr. Fan Shitao’yu konuk etti. Söyleşide Çin’in 1978 sonrası reform süreci, Sovyetler Birliği ile karşılaştırmalı bir perspektiften ele alınarak bu dönüşümün tarihsel ve kurumsal arka planı tartışıldı.
Fan Shitao, Sovyet bloğunda sosyalist sistemin ancak köklü bir rejim değişikliğiyle dönüştürülebileceği düşüncesinin hâkim olduğunu, buna karşılık Çin’in sosyalist sistemi kendi içinden reform etmeyi tercih ettiğini vurguladı. Çin’in bu yaklaşım sayesinde hızlı ekonomik büyüme yaşarken Komünist Parti liderliğinde şekillenen kalkınmacı parti-devlet yapısının temel özelliklerini korumayı başardığını ifade etti.
Çin ile Sovyetler Birliği arasındaki reform anlayışındaki farklılığın yalnızca 1978 sonrası tercihlerle açıklanamayacağını belirten Fan, bu ayrışmanın Mao dönemi siyasal mirasına ve daha erken kurumsal deneyimlere dayandığını söyledi. 1920’lerden itibaren Çin’in siyasal ve iktisadi örgütlenmeyi büyük ölçüde Sovyet modelinden öğrendiğini, ancak bu öğrenme sürecinin stratejik özerklik arayışıyla birlikte ilerlediğini hatırlattı.
Fan, 1976-1978 yılları arasında Çin’in kendisini kalkınmacı bir devlet olarak yeniden tanımladığını ve Mao’nun ölümünün ardından Çin Komünist Partisinin sınıf mücadelesi yerine ekonomik büyümeyi önceleyen bir perspektife yöneldiğini ifade etti. Batı ülkelerine yapılan üst düzey ziyaretlerin, Çin’in geri kalmışlık algısını güçlendirdiğini ve bu durumun “Dört Modernizasyon” programı ile somutlaşan yeni yönelimi beslediğini belirtti.
1980’lere gelindiğinde barış içinde kalkınmanın Çin açısından kalıcı bir strateji hâline geldiğini vurgulayan Fan, reform sürecinin en çarpıcı özelliğinin, bu dönüşümün geçmişte devrimci siyasetin taşıyıcısı olan kadrolar tarafından yürütülmesi olduğunu dile getirdi. Çin’in piyasa ekonomisini Yugoslavya ve Macaristan örnekleri üzerinden tartıştığını, ancak reformları kendi koşullarına uyarlamayı esas aldığını söyledi.
Söyleşinin son bölümünde Fan Shitao, Çin’in, 1980’ler ve 90’lar boyunca piyasa odaklı bir reform paketi olarak gelişmekte olan ülkelere pazarlanan Washington Uzlaşısı’nı bütüncül bir reçete olarak benimsemediğini belirtti. Özelleştirmenin evrensel bir çözüm olarak sunulmasının Çin’in tarihsel ve kurumsal yapısıyla örtüşmediğini ve ülkenin özgül koşullarına uyumlu, kademeli ve seçici bir reform yolunu tercih ettiğini dile getirdi.