Yapay Zekâ Matematik Dünyasında "Ruhsal Bir Kriz" Yaratıyor
Yapay zekânın yeni matematiksel kanıtlar ve teoremler üretme konusundaki artan becerisi, matematik dünyasında derin bir felsefi tartışmanın fitilini ateşledi. "Jacobian sanısı" gibi yıllardır çözülemeyen problemleri çözmeye başlayan yapay zekâ sistemleri, matematikçileri kendi alanlarında "seyirci" konumuna düşme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.
Dünyanın önde gelen matematikçilerinden Fields Madalyası sahibi Terence Tao'ya göre yapay zekâ, matematiği "kanıt kıtlığı" döneminden "kanıt bolluğu" dönemine taşıyor. Bu durum matematikçileri, tıpkı yazarlar ve sanatçılar gibi, güvencesiz bir konuma sürüklüyor. Dünya, normalde insanların uzun uğraşlar sonucunda ürettiği çalışmaların yapay zekâ tarafından oluşturulan versiyonlarıyla dolarken, ortaya çıkan bu bolluk nihai ürünün değerini de düşürüyor.
Kyoto Üniversitesi'nden matematik araştırmacısı Benjamin Collas ise yayımlanan makalelerin ve kanıtların aslında birer "kalıntı" (residue) olduğunu, asıl ürünün insanlığın "kolektif anlayışındaki artış" olduğunu belirtiyor. Collas'a göre yapay zekâ, akademideki "yayınla ya da yok ol" (publish or perish) kültürünün blöfünü gördü. Yapay zekânın yeni bir kanıt üretmesi yalnızca birkaç saat sürebilirken, bu sonuçların insanlığın bilgi birikimine entegre edilmesi ve özümsenmesi yıllar alabiliyor.
Uzmanlar, asıl tehlikenin yapay zekânın matematikçilerin yerini alması değil, üniversitelerin bu "yavaş ve insani anlama sürecini" desteklemekten vazgeçmesi olduğuna dikkat çekiyor.