Enstitüden Haberler

Okulda ve Ailede Güven Kültürü ve İyi Oluş Paneli Gerçekleştirildi

Enstitü Sosyal, 22 Mayıs 2026 tarihinde okul ve aile ortamında güven kültürünü ve çocukların iyi oluşunu konu alan çevrim içi bir panel düzenledi. “Okulda ve Ailede Güven Kültürü ve İyi Oluş” başlıklı panelde Doç. Dr. Turgay Öntaş moderatörlük görevini üstlenirken Dr. İpek Coşkun Armağan, Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Prof. Dr. Şule Alan ve Doç. Dr. Talip Yiğit konuşmacı olarak yer aldı. Panelde okul ve aile ortamlarında güvenin nasıl inşa edildiği, bu güvenin çocukların ve ergenlerin iyi oluşunu nasıl şekillendirdiği ele alındı; ayrıca şiddet ve risk faktörlerinin dijital dünya, aile yapısı ve okul iklimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. 

Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan, okuldan her sorunu çözmesini beklemenin gerçekçi olmadığını belirtti. Şiddetin nedenlerini yalnızca okul içinde aramak yerine dijital ortamı, aile yapısını ve mahalle kültürünü de kapsayan bir perspektif geliştirilmesi gerektiğini savunan Armağan, “Okul iklimi, çocuğun anlamlı bağ kurmasını ve aidiyet hissetmesini sağlayan en temel zemindir; ancak okulun hâkim kültürü üzerine yeterince düşünülmediğinde çocuk okuldan ve hayattan kopmaya başlar.” dedi. Ortaokul döneminin kritik bir eşik oluşturduğunu belirten Armağan, “Sadece yaramazlık yapanı değil, köşesinde sessizce içine kapanan çocuğu da fark eden bir disiplin anlayışı geliştirmeli; akademik baskıyı azaltarak çocuklara enerjilerini dönüştürebilecekleri alanlar açmalıyız.” diyerek ders programlarından mentörlük çalışmalarına kadar geniş bir alanda en acil müdahalenin bu dönemde yapılması gerektiğini vurguladı.

Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Mücahit Öztürk, ruh sağlığına gösterilen ilginin beden sağlığının çok gerisinde kaldığına dikkat çekti: “Aileler çocuğunun karnı ağrısa hemen doktora koşuyor ama ruhsal bir sorun söz konusu olduğunda aynı refleksi gösteremiyor.” Ailelerin bu konuda yardım almaktan kaçınmasının ardında iki temel algı yattığını belirten Öztürk, “Birincisi, ‘Benim çocuğumda psikiyatrik hastalık olamaz’ inancı. İkincisi ise damgalanma kaygısı, çocuğu sisteme sokarlarsa toplumun gözünde etiketleneceği korkusu. Oysa bu kaygı, çocuğu yardımdan uzak tutmanın en büyük nedeni hâline geliyor.” dedi. Akademik başarının her şeyin önüne geçtiği bir anlayışın, sosyal ve duygusal becerileri ihmal ederek uzun vadede daha kırılgan bireyler ürettiğini de dile getirdi. 

 

Cornell Üniversitesinden Davranış Bilimci ve Ekonomist Şule Alan, günümüzde yaşananların bir şiddet sorununun ötesinde, küresel ölçekte bir iyi oluş krizi olduğunu ifade etti. Çocukların duygusal kırılganlığının ve aidiyet kaybının dünya genelinde giderek yaygınlaştığını aktaran Alan, bu krizi tek bir nedene bağlamanın çözüm üretmeyi olanaksız kıldığını dile getirdi. Alan, “Ulusal düzeyde veriye dayalı bir izleme sistemi kurarak çocukları ilkokuldan itibaren yalnızlık, sosyal dışlanma ve dürtüsellik gibi risk sinyalleri üzerinden takip etmeli ve bu verileri koruyucu müdahalelere dönüştürmeliyiz.” dedi ve takip edilmeyen her çocuğun kendi kaderine terk edildiğini vurguladı. Çocuk ruh sağlığını sistemli izleme, erken müdahale ve güçlü okul-aile iş birliği gerektiren bir toplumsal sorumluluk olarak ele alan Alan, “Nesil bozuldu, okullar çöktü” türündeki karamsar söylemin okulları çözümün dışına ittiğini ve okulun en güçlü çözüm alanı olarak yeniden konumlandırılması gerektiğini de belirtti. 

Enstitü Sosyal Uzman Araştırmacısı Talip Yiğit, zaman ve mekânın sıkıştığı bu karmaşık çağda tek bir disiplinin sınırlarına hapsolmadan, değişimin hızına karşı koruyucu güçlü referanslara ihtiyaç olduğunu ifade etti. “Burada yeni bir dil inşa etmek gerekiyor. Çünkü tanımladığımız şeyi var etmeye başlıyoruz. Sisteme yeni bir bilgi sokmazsanız, patolojik örüntüler sistemin döngüsü hâline gelir.” diyen Yiğit, mevcut örüntülerin yeni kavramlarla ve iş birlikleriyle aşılabileceğini vurguladı. Üstün zekâlı çocukların yapılarına uymayan biçimlerde yetiştirilmesinin ciddi bir toplumsal kırılganlık oluşturduğuna dikkat çeken Yiğit, tek bir çocuğun bile sistemde atıl kalmaması gerektiğini dile getirdi.

Panel, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

İki Nokta

Kitap tanıtımı, biyografi, araştırma raporu, değerlendirme ve inceleme yayınları ile bölgesel veya küresel ölçeklerde güncel ya da yapısal sorunlar.