İki Nokta Buluşmaları’nda İsmail Hakkı Aydın’ı Ağırladık
Enstitü Sosyal “İki Nokta Buluşmaları” söyleşi serisi kapsamında düzenlenen etkinliğin 10 Şubat’taki konuğu, beyin cerrahisi alanındaki uluslararası çalışmaları ve düşünce dünyasına özgün katkılarıyla tanınan Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın oldu. “İnsan Beyni ve Yapay Zekânın Geleceği” başlıklı söyleşide Aydın, öğrenmenin nörolojik temelleri, sosyal çevrenin bilişsel gelişim üzerindeki rolü ile dijitalleşme ve yalnızlaşma gibi olguların öğrenme süreçleri üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında özellikle eğitim sistemi, çocuk gelişimi ve yapay zekâ etiği konularına değindi.
İnsanlık tarihini ve eğitimin amacını eleştirel düşünce üzerinden okuyan Aydın, “İnsan, ayağa kalkıp yürüdüğü an değil, fikir sahibi olduğu ve itiraz edebildiği an gerçek anlamda insan olmuştur. Homo erectus’tan sapiens’e giden yol, eleştirel aklın yoludur.” ifadelerini kullandı. Eğitimin anne karnında başladığını belirten Aydın, imkânı olsa müfredatın merkezine tek bir ders koyacağını, bunun da “eleştirel düşünce” olacağını vurguladı.
Konuşmasının önemli bir bölümünü yapay zekâ ve transhümanizm tartışmalarına ayıran Aydın, teknolojiden korkmak yerine onunla bilinçli bir entegrasyon geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye’de yapay zekâ üniversitesi kurulması gerektiğini öneren Aydın, teknolojinin manevi derinlikten kopuk ilerleyişine ise şu sözlerle şerh düştü: “Çin’den Amerika’ya uzanan yarışta, gökyüzüne yansıtılan hologramlardan insansı robotlara yeni bir gerçeklik inşa ediliyor. Ancak temel mesele şudur: Robotlar ‘insan gibi’ davranmaya başladığında, bizler ‘insan kalabilme’ mücadelemizi nasıl sürdüreceğiz?”
Beynin çalışma prensibini “Beyin dinlendikçe yorulur, yoruldukça dinlenir; beynin gıdası öğrenmektir.” sözleriyle özetleyen Aydın, konuşmasını tarihsel bir perspektifle sürdürdü. Aydın, “İstikbal mazidedir, önünüzü görmek için arkanıza bakmanız gerekir.” sözüyle İbnü’l-Heysem ve Taberî gibi geçmişte yok sayılan dehaları hatırlattı. Gerçek ölümün biyolojik ölüm değil, insanın adının yeryüzünden silinmesi olduğunu belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Hayata katkısı olmayanlar bu âlemin sadece tüketicisidir. Gerçek insan, yokken de var olabilendir.”
Söyleşi, soru-cevap bölümüyle sona erdi. Enstitü Sosyal, Lisansüstü Çalışmalar Kütüphanesinde, dinleyicilerin aktif katılımıyla söyleşi formatında gerçekleştirdiği İki Nokta Buluşmaları kapsamında, alanında uzman isimlerle farklı disiplinlerden araştırmacıları, öğrencileri ve ilgilileri bir araya getirmeye devam ediyor.