III. Türkiye-Çin Akademik İş Birliği Forumu Gerçekleşti
İstanbul’da Enstitü Sosyal ev sahipliğinde, Şanghay Üniversitesi ve Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi iş birliğiyle III. Türkiye-Çin Akademik İş Birliği Forumu düzenlendi. İlki 2023 yılında Ankara’da, ikincisi 2025 yılında Şanghay’da yapılan forumun üçüncüsü bu yıl, “Krizler Çağında Ortak Karar Alma ve İş Birliği İmkânları” (Decision-Making in Times of Crises Toward Shared Pathways for Cooperation) ana temasıyla toplandı.
Programda, iki ülkeden önde gelen akademisyen ve uzmanların katılımıyla küresel yönetişimden yapay zekâya, ticaretten kamu diplomasisine kadar 11 temel tematik başlık ele alındı. Programda politika yapıcılar ve üniversiteler için somut öneriler geliştirmek ve
Türkiye-Çin akademik iş birliğini daha geniş bir küresel diyaloğun parçası olarak güçlendirmek amaçlandı.
Programın açılış konuşmaları Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsünü temsilen Prof. Guo Changgang ve Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan tarafından yapıldı. Forumun ve iki ülkeden araştırmacıların bir araya gelişinin önemini Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan şu sözlerle aktardı: “Küresel bilginin çağdaş üretimi, Doğu’nun ve küresel Güney’in entelektüel geleneklerini dışarıda bırakacak şekilde belirli bölgelerde yoğunlaşmaya devam etmektedir. Bu dengesizliği düzeltme yolunda çabalama sembolik jestlerle değil, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara karşı gerçekten evrensel bir anlayış inşa edebilmekle mümkün olacak. Biz Enstitü Sosyal olarak iki ülke arasındaki iş birliği imkânlarını bu bağlamda değerli buluyoruz. Ortak yayınlar, ortak araştırma projeleri, paylaşılan veri tabanları, öğretim üyesi değişimleri ve özellikle genç akademisyenlere yönelik fırsatlar yoluyla bu iş birlikleri daha da genişlemeli. Akademik hareketlilik fikirlerin, yöntemlerin, kültürlerin ve perspektiflerin de hareketliliği ile sağlanır. Günümüz dünyası, üniversitelerden ve düşünce kuruluşlarından sadece bilgi üretmenin ötesinde şeyler bekliyor.”
Armağan’ın ardından söz alan Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsünden Prof. Guo Changgang ise köklü geçmişe sahip iki büyük medeniyetin temsilcileri olarak, kriz dönemlerinde geliştirilecek ortak yolların küresel gelecek vizyonlarına sunacağı kurucu katkının altını çizdi. Türkiye ve Çin’in Küresel Güney’in iki büyük ülkesi olduğuna dikkat çeken Guo, iki ülke arasındaki ilişkilerin sadece ekonomik ve siyasi olarak değil, aynı zamanda teknik ve entelektüel olarak da geliştirilmesinin gereklerine dikkat çekti.
Forumun ilk oturumu Dr. Selçuk Aydın moderatörlüğünde “Intellectual and Academic Cooperation in a Fragmenting World” temasıyla yapıldı. Oturumda Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi Bilgi Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Liu Wei, Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan, Prof. Guo Changgang ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dekanı Prof. Dr. Gürol Baba konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda küresel akademik ortamın dönüşümü, Türkiye–Çin akademik iş birliğinin özgül dinamikleri ve ortak araştırma alanları konuşuldu. Türkiye ile Çin arasındaki ilişkinin yalnızca ekonomik ve siyasi eksenle sınırlı tutulmaması gerektiği vurgulandı. Benzer
modernleşme deneyimleri ve Batı hegemonyasıyla yüzleşme süreçleri paylaşan iki toplum arasındaki entelektüel etkileşim, bugüne dek sınırlı ve parçalanmış kaldığına dikkat çekildi ve sürdürülebilir bir entelektüel ortaklık zemini oluşturmak için akademisyenlerin, üniversitelerin ve düşünce kuruluşlarının rolünün önemi vurgulandı. Konuşmacılar ayrıca Batı merkezli paradigmaların eleştirel bir gözle sorgulanması ve yalnızca yapı sökümüyle yetinilmeyip alternatif modeller geliştirilmesi gerekliliğine değindi.
Oturumun soru cevap bölümünde iki ülke arasındaki ilişkilerde yapısal sorunlar da jeopolitik önceliklerin farklılığı ve ticaret açığı gibi eksenler üzerinden ele alındı.
Günün ikinci yarısında, Doç. Dr. Ertuğrul Ökten moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Artificial Intelligence, Knowledge Systems, and Global Futures” başlıklı ikinci yuvarlak masa oturumunda yapay zekânın epistemik temelleri, yapay zekâ yönetişimi, çok taraflı düzenleyici çerçeveler, teknoloji ve gelecek vizyonları ele alındı. Oturumda Şanghay Sosyal Bilimler Akademisinden Dr. Wen Hu, ZTE Türkiye Ülke Müdürü Yong Jie, Boğaziçi Üniversitesi Veri Bilimi ve Yapay Zekâ Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şefik Şuayb Arslan ve İstanbul Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Mustafa Ergen konuşmacı olarak bulundu.
Forumun öğleden sonraki bölümü ise eş zamanlı yürütülen akademik oturumlarla devam etti.
Prof. Dr. Sadık Ünay moderatörlüğünde düzenlenen “Türkiye-China Cooperation: Education, Trade and Diplomacy” başlıklı birinci akademik oturumda; Şanghay Üniversitesi İşletme Enstitüsü Dekanı Prof. He Shuquan, Fudan Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Chuchu Zhang, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünden Dr. Feyza Uçkun, Çin Özel İşletmeleri Türkiye Ticaret Odası Başkanı Li Muzi, Gaziantep Üniversitesinden Dr. Hasan Altın ve Boğaziçi Üniversitesinden Dr. Osman Zeki Gökçe iki ülke arasındaki ticari bağlantıları, eğitim ortaklıklarını ve kamu diplomasisi araçlarını somut verilerle değerlendirdi. Eğitim alanında üniversiteler arası ortaklıkların genişletilmesi, ortak lisansüstü programlar ve dil öğrenimi kapasitesinin geliştirilmesi masaya yatırıldı. İki ülke arasında jeopolitik baskılar ve asimetrik güç ilişkileri altında gerçek anlamda sürdürülebilir bir iş birliği zemininin nasıl inşa edilebileceği irdelendi.
Günün son oturumu olan ve Dr. Sefer Soydar moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Türkiye-China Relations: Historical Developments and Contemporary Studies” başlıklı ikinci akademik oturumda ise; Şanghay Üniversitesinden Shaoxuan Yi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinden Dr. Alaeddin Tekin, Boğaziçi Üniversitesinden Dr. Selçuk Aydın, Şandong Üniversitesinden araştırmacı Xinmiao Wang, Yan’an Üniversitesinden Dr. Chenxiang Song ile Şanghay Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Merkezi Yönetici Direktörü Doç. Dr. Yang Chen ve Doç. Dr. Xie Xiaoxiao söz aldı. Oturumda, iki ülke ilişkilerinin tarihsel kökenlerinden yola çıkılarak çağdaş dönemde yürütülen güncel sosyal dönüşümler ve politika önerileri değerlendirildi. 1934’teki diplomatik ilişkilerin kuruluşundan günümüze uzanan süreçte ilişkilerin nasıl dönüşüm geçirdiği, stratejik ortaklık ilanının ardından kurumsal iş birliği mekanizmalarının ne ölçüde derinleşebildiği ve Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesinde Türkiye’nin konumunun nasıl şekillendiği üzerinde katılımcılar görüşlerini paylaştı.